Öncelikle herkese yaşlandığında torunlarına anlatabilceği ve sevdikleri ile birlikte olabildiği daha nice bayramlara ulaşması dileğiyle başlıyayım. Ramazan bayramınızı kutlarım.

Nerde o eski bayramlar…. Nerde o eski ramazanlar…. Nerde o eski günler…. Nerde benim çoraplarım…

Sonuncusu konuyla alakasız kaçtı ama yinede yazdım. Efendim hayat gün geçtikçe gelişen teknoloji ile daha da kolaylaşıyor ama insanoğlu nedense hep eskiye bir özlem duyuyor. “Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı” diye bir atasözümüz varya. İşte bu söz çok küçük bir alan harici doğruluğunu yitiriyor. Topkapıdaki bit pazarı kaldırılmadan önce gitmiştim bir kaç kez. Satılan eşyaların çoğu çöpe atılacak dercede kötü olduğu halde pazar çok kalabalık olurdu. Pazarı ve bitleri bir kenara bırakıp ramazan ve bayram olayına geçelim.Okumaya devam et

“Bu ramazan ne çabuk geçti anlamadım.” “Sanki daha dün başladı, bugünde bitti” “Bu ramazanda çabucak geçiverdi”… Bu ve bunlara benzer sözleri her ramazan sonunda defalarca kez duymuşumdur. Sayılı günler çabuk geçer derler ya Ramazanda işte öyle çarçabuk geçiverdi bu yılda.

Ramazan ayını ayrıcalıklı kılan birazda bu kısa süresi. Yılın sadece bir ayı. Tersi olsaydı ramazanın pek bir anlamı olmazdı herhalde. Ramazan ayı 11 aydaki alışkanlıklarımızın çoğunun değiştiği bir ay. Yemek düzenimizden çalışma düzenimize dek pek çok şey değişiyor. Özellikle iftara yetişebilmek için yapılan tatlı koşuşturmalarında -aslında o an için sıkıntı veriyor gibi olsada- ayrı bir yeri var. Başka hangi ayda akşam yemeğine yetişmek için bu kadar zahmete girersiniz. Ya da başka hangi ay hep beraber yemek yemeye başlarsınız.Okumaya devam et

Çok önceleri takip ettiğim bloglardan birinde, aşağıda bahsedeceğim tarzda bir reklam yapılabileceği ve bunun etkili bir yol olabileceği hakkında yazı okuduğumu hatırlıyorum.

Dün iletişim sayası aracılığı ile bir e-posta gönderildi. Neye göre bir sıralama yapıldı bilmiyorum ama “Türkiye’nin en populer 150 blog yazarından biri olarak seçildiğimi” söylüyorlardı. Ama sıralama kriterlerinden biri muhtemelen Erkek blog yazarı olmamdır.
Tam olarak gönderilen postaşu şekilde:Okumaya devam et

Çölde yaşayan zengin ve muktedir bir kabile reisinin dillere destan, eşi-benzeri az bulunur bir atı varmış.

Günün birinde kabile reisi, bu pek sevgili atına atlayarak tek başına çöle gezmeye çıkmış. Hayli zaman at koşturduktan sonra dönmek üzere iken uzaklarda bir kımıltı dikkatini çekmiş. Bir insan, yerde yatıyor. Belli ki çok hasta veya ölmek üzere. Yardıma muhtaç.

Hemen oraya yaklaşıp atından inerek yerdeki adama yardıma gitmiş. Hâlâ nefes aldığını görünce sevinip atının terkisinden su kırbası almak üzere iken, yerdeki mecâlsiz ve hasta adamı, o herkesten kıskandığı değerli atın üzerinde görünce şaşırıvermiş. Adam atı topuklayıp erişilemeyecek kadar uzaklaştıktan sonra dönüp, alay edercesine bakmış atın sahibine,

Fakat bir gariplik var; Okumaya devam et

Bu nedir yaa… google ‘ın yeni tarayıcısı Chrom’ dan (Krom) bahsetmeyen site ya da blog kaldımı acaba. Bir ben kalmıştım. Onuda şimdi yerine getiriyorum. Merak etmeyin. Bu yazı google Chrome özelliklerini inceleme yazısı değildir.

Şimdi size bir sorum olacak. Bu tarayıcıyı google değilde herhangi birisi yapıp tanıtsa bu kadar ilginizi çeker miydi? Merak edip denermiydiniz.  Eminim merak edip kuranların çoğu sırf google’ın bir ürünü olduğu için denedi.

Bende denedim. Açıkçası şu anki haliyleOkumaya devam et