Bloğunuzun hayatınızdaki yeri [ mim ]

Bloglar arasındaki mim dalgasından ilk nasibimizi Burak Budak sayasinde almış olduk. Başlıktanda anlaşılacağı üzere konu bloğumuzun hayatımızdaki yeri. Beş soru sorulmuş. Zaten zor sorularda değilmiş. Hepsi de çalıştığım yerlerden…

Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

Blog yazmaya 4.9.2006 tarihinde blogcu‘da başladım. Blog açmaya ise html öğrenmeye çalışırken karar verdim. Bir süre sonra CSS nedir ne değildir diye öğrenmeye çalışırken kendimi blogculara şablon uyarlamaları yaparken buldum. Beklediğimin üzerinde bir memnuniyetle karşılandı. Arada zaten photoshop öğreniyordum. Şimdi aklımda Php ve ajax öğrenmek var… Bu blog işleri sayesinde pek çok yeni şey öğrendim bu aralar durgunluk döneminde olsamda öğrenmeye devam ediyorum.

Ayrıca ilk bloğuma mevlid kandilinde ikincisinede kadir gecesinde başlamışım. Nedense hep bu ilklerim mübarek gün ve gecelere denk gelmiş.

Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Evet yazılarımı belli bir çizgide seyredebilmesi için bir çaba gösteriyorum. Ama koyduğum çizgileri yine kendim bozuyorum. Hep aklımda şöyle yapayım, şu konulara ağırlık vereyim gibisinden fikirler üretsemde belirleyici olan o zamanki ruh halim oluyor. Yani içimden geldiği gibi yazıyorum demem daha doğru olacak gibi..

Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Blog yazmak için en fazla feragat ettiğim şey zaman. Ayrıca yazdığım konu hakkında araştırma yaparken kendimi başka mevzulara dalmışken buluyorum. Yazmayı düşündüğüm pek çok yazı bu şekilde arada kaynadı gitti.

Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Blog yazmak önce öğrenmek için bir araç, sonra eğlenceli bir uğraş daha sonra ise bir hastalık olmuştu. Şimdi malesef hastalık durumu ortadan kalktı. Ama yine de seviyorum blogla uğraşmayı.

İlk başladığım zamanlarda bloğumun hergün 30 civarı ziyaretçi tarafından gezilmesi benim için büyük bir mutluluk kaynağıydı. Bu sayı birden artınca bende bir telaş oluştu. Sanki evime misafir gelmiş gibi. Ortalığı hep derli toplu tutmaya çalışıyordum. Bu yüzden içerik kadar tasarımda benim için önemli olmuştur.

Komposizyon dersini sevmeyen ve ezberci bir eğitim sisteminden gelen beni ilk başta düşüncelerimi yazıya dökmekte zorlanmıştım. Şimdi bu konuda kendimi daha iyi görsemde bu benim için yeterli değil.

Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Aklımdan hiç “işte o zaman blog yazmayı bırakırım” gibi bir düşünce geçmedi. Ama zaman ne gösterir bilemem.

Vizelerden yeni çıktığım için blog arkadaşlarımı pek takip edemedim. Bu konuda mimlenmişlermidir bilmiyorum ama bende teknomurat‘ı ve yeni bloğunu açan Ahmet Kemal‘i mimliyorum.