Daha önce Sinan Çetin tarafından böyle birşey yapıldığını duyduğum fakat İlk kez haber7 de gördüğüm bu video hoşuma gitti. Buradan da paylaşmak istedim.
Türban yasağı malum ülkemizin gündemini epey meşgul eden bir konu. Mantık açısından olaya yaklaştığınızda kafayı yemek bile mümkün olabilir. Çünkü çok saçma bir yasak.
Ama niye yasak. Aslında yasak değil. Ama aynı zamanda yasakta. Nasıl yani?
Yasalarda başörtüsü ya da türbanın yasak olduğuna dair bir madde yok. Fakat Anayasa Mahkemesinin içtihad kararı var. Ve ilgili yeni bir yasa yapılıncaya dek Anayasa Mahkemesi ne dediyse o olur.
İçtihad nedir önce ona bakalım. İçtihat:Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç.
Şimdi yeni bir yasa yapıldı. “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir”
Ne diyor yeni yasa Kanunlarda açıkca yasaklayan bir madde yoksa yasak değildir. Anayasa Mahkemesinini kararı açık bir yasa değil bir yorum olduğundan ve hükmü bu konuda yeni bir yasa yapılmasına kadar devam edeceğinden geçerliliğini yitirmesi gerekiyor.
Yeni bir Anayasa maddesine rağmen halen Anayasa Mahkemesinin kararı geçerlidir deniyorsa ben bundan Anayasa Mahkemesi Meclisinde üstündedir sonucunu çıkarıyorum!
Peki sorun neden kaynaklanıyor. Sorun herkesin ayrı bir yasanın gözünden bakıp olayları yorumlamasından kaynaklanıyor. Tabii bazıları yanlış olduğunu bile bile bazı hesaplarla zorlama yorumlar yaparak durumu kendi istediği şekilde yönlendirmeye çalışıyor.
Hukukçu falan değilim. Bu konularda uzmanda değilim. Yukarıda yazdıklarımda yanılıyorda olabilirim. Ama yanılmadığımı bildiğim bir şey var. Bu Bir zamanlar Amerika’da zencilere karşı olan yasaklara bezettiğim Türban yasağı ülkemize çok vakit kaybettiriyor.
İnsanların müziğine, kültürüne, Yaşam tarzına yasaklar koyan Siyasi otorite hayatın karşısında daima tuhaf duruma düşmüştür.
- Istatistik
- Benzer Yazılar
- Tüm Etiketler
- Gözüme Takılanlar
Bu yazı toplamda 5,020, bugün 31 defa görüntülenmiş.
En son 23 Jul 2008 tarihinde okunmuş.
- özgürlük İlginç şablon animasyon animation asker ayna basın bedava blog blogcu browser cep telefonu chp css menu Dünya deniz baykal facebook güncelleme güvenlik gazete google hürriyet haber siteleri Heroes html icon internet Joomla klip medya mim msn nihat genç operasyon oyun safari türkiye tarayıcı tezkere upgrade vatan video wordpress youtube



10 Mar, 2008 saat: 13:09
teşekkür ederiz
14 Mar, 2008 saat: 00:57
cok guzel bır kısa fılm sınan cetın her zamankı gıbı cok anlamlı bır fılm yapmıs.tesekkurler
14 Mar, 2008 saat: 21:49
objektif düşünebilen zihinlere ihtiyacımız war :)
14 Mar, 2008 saat: 23:29
çok güzelmiş sağol
15 Mar, 2008 saat: 11:09
youtubenin başına bir şey geleceğini nereden biliyordun? :)))
15 Mar, 2008 saat: 21:05
Artık Rutin hale geldi :)
15 Mar, 2008 saat: 23:07
Youtube uçtu arkadaşa ayanmı oldu ne helal olsun eline sağlık sayende izledik :D
16 Mar, 2008 saat: 00:01
harika olmus sinan cetin yine müthis bi iiş cıkarmıss tebrikler….
21 Haz, 2008 saat: 15:18
tebrikler çok güzel olmuş çok anlamlı:))
02 Tem, 2008 saat: 14:57
çok ğüzel olmuş emeği geçen herkezin eline sağlık
13 Tem, 2008 saat: 01:34
Merhabalar, bir bilim insanı olarak böyle saçmalıklar ve saptırmalarla dolu bir videoyu yayımlamanız insanlarımız üzerinde Atatürk’ü yanlış tanıtmaya ve ona nefret duyulmasına vesile olduğunu düşünüyorum. Söz konusu yasa tam olarak şöyle:
Çağımızın en gelişmiş musikisi olan Batılı tarzda müziğin daha iyi anlaşılması ve sanatkarlarımızın batı müziğinden daha iyisini yapabilmesi için geçici olarak İstanbul’un birkaç gazinosunda Batılı musikiye biraz daha ağırlık vermelidir.
Şimdi bu yasadan yola çıktığımız zaman “çok saygı değer” (!) Sinan Çetin’in nasıl bir saptırma yaptığını daha iyi anlayacaksınız. Bu yasa sınırlı alanlarda ve mekanlarda uygulamaya girmiştir. Köylere kadar inip de insanların türkülerine asla karışılmamıştır. Sadece gazinolarda biraz daha fazla batılı tarzda müzik çalınmasını istemiştir.
Unutulmamalıdır ki yaşam ve kültür alanındaki devrimler kolay kolay değiştirilemez önemli teşvikler hatta zorlamalar da olmalıdır. En basitinden Osmanlı zamanındaki fes örneğini düşünün bunda zorlama olmasaydı şu an ne halde olurduk..? Lütfen izlediğimiz filmleri ve videoları biraz daha mantık çerçevesinde ele alalım. Bu filmi kim yaparsa yapsın kötü emeller peşinde olan insanlar hiçbir zaman tükenmeyecektir.
Buradan da anlamalıyız ki her paylaşım için “FORUM ŞAK ŞAKÇILIĞI” yaparak paylaşım için sağol çok güzel olmuş demeden önce o paylaşımı anlayalım.
Saygılarımla…
13 Tem, 2008 saat: 09:02
Sinan çetin o zamanki bu durumu anlatmak adına elbette biraz abartmıştır. Amacının Atatürk’ü yanlış tanıtmak ya da nefret duyulmasına vesile olmak olduğunu zannetmiyorum.
Her ne kadar yasak birkaç gazinoda ve radyoda geçerli olsada o zamanın imkanlarında halkın çoğunluğu ancak buralardan müzik dinleme imkanına sahipti. Her mahallede bir müzik grubu yoktu herhalde! Zaten Sinan Çetin’in yaptığı bu kısa film bir belgesel değildir.
Alaturka müziğin tamamen yasaklanıp Batı müziği dinlemek zorunda bırakılmayı kinayeli bir şekilde işlemiştir. Tabiik o zamanlarda köylere kadar inip askerlerle böyle baskınlar yapılmamıştır. Ayrıca yanlış anlaşılmaları engellemek için yasak ve yasağın amacı hakkında videonun başında, verilmek istenen mesaj içinde sonunda bilgi de verilmiştir..
Burada Sinan Çetin’in yaptığı ile Levent Kırca’nın “Olacak o kadar” gibi mizah programlarında yaptığı skeçler arasında hiç fark yok.
Nitekim Atatürk tarafından konulan bu yasak kısa bir süre sonra yine Atatürk tarfından kaldırılmıştır. Zaten Atatürk’ün Alaturka müziği sevdiği herkesçe bilinir.
Bu durum Cemal Oranda’nın “Atatürk’ün Uşağı İdim” isimli kitapta (1973, s.122) şöyle anlatılıyor.
02.5. Alaturka musiki yasaklanıyor!
Aslında, Atatürk kendisi de alaturka musikiden çok hoşlanırdı. Hattâ, çoğu geceler sevdiği şarkıları sanatçılarla birlikte seslendirirdi. Ancak, kendi beğeni ve isteklerini bile sırası gelince devrimler uğruna çiğnemekten kaçınmazdı. Dil konusunda olduğu gibi, müzik alanında da kendi beğeni ve alışkanlıklarını çiğnemiş, alaturka müziği sevdiği ve sofrasından hiç eksik etmediği halde, Batı müziğine inanmış, Batı müziğinin gelecek kuşakların müziği olduğunu söyleyerek, Devlet Konservatuarlarının temellerini attırmıştır. 1924′de kurulan Musiki Muallim Mektebi, 6 Mayıs 1936 yılında, Atatürk’ ün buyruğuyla Ankara Devlet Konservatuarı halini almış ve yurtta Batı müziği kültürünü eğitim yoluyla yerleştirmeye başlamıştı.
Özel hayatında alaturkalıktan kurtulamayan Atatürk, Batı musikisinin ve operanın toplum içinde iyice yaygınlaşmasını ve Türk müzik kültürüne iyice yerleşmesini sağlamak ve bunu pekiştirmek üzere, 1934 yılında gazinolarda ve radyolarda Türk müziği çalınmasını ve alaturka şarkı söylenmesini yasaklayacak kadar ileri gitmişti. Ancak, radyolardan alaturka müziği kaldırması tepkilere yol açmış, alaturka sevenler bu hale çok üzüldüklerini, Türk müziği duyamamaktan kulaklarının paslandığını söylemekten bile çekinmemişlerdi. Bir gece Dolma bahçe Sarayında Yunus Nadi, Atatürk’e bu konuda yakınmaları sıralayarak şöyle demişti: “ Paşam ne olur alaturka şarkılardan bizi mahrum bırakmasınlar. Zevkimize, duygularımıza el attığı için çok üzülüyor ve inciniyoruz”. Atatürk, bu sözlere şöyle karşılık vermişti: “Alaturka şarkılardan ben de hoşlanıyorum. Fakat, unutmamak gerekir ki, devrim yapan bu nesil, bazı fedakârlıklara katlanmasını bilmelidir! Ancak, millî türkülere yer verilmelidir!”.
02.6. Alaturka musikiye konulan yasak kalkıyor
Alaturka musikinin radyo ve gazinolarda yasaklanmasından sonra, Münir Nurettin, Hafız Burhan ve Safiye Ayla gibi şarkıcılar tango söylemeye başladılar. Her birinin 78 devirlik tango plâkları dahi çıkmıştı. Fakat, bir akşam Atatürk’ün canı Türk musikisi istiyor. O zaman Ankara’da musikişinas ve bestekâr Dr. Sıtkı Falay ve tamburi Osman Pehlivan var. “Hadi!” diyor Atatürk “Onlara gidelim!”.
Gece 22:00 sularında Dr. Sıtkı Falay’ın evine gidiliyor. Sıtkı beyin udu, Osman Pehlivan’ın tamburu ve Sıtkı Beyin eşi Vasfiye hanımın güzel sesi eşliğinde, Rumeli türküleri de araya girerek, coşkulu bir alaturka müzik ziyafeti veriliyor. Atatürk, “Bir daha! Bir daha!” diyerek tekrarlatınca, Osman Pehlivan’ın “Paşam siz emredince dinliyorsunuz, ama bunları dinlemek isteyen binlerce insan var! “yakınmasına,” Doğru söylersin Osman!” karşılığını veriyor.” Hemen Radyo evine gidin ve fasıl yapın!” diye ekliyor.
Ercüment Behzatlar Radyoevi Müdürü’nü arıyor. Radyoevi Müdürü çok şaşırıyor ve yasağın kalktığına inanamıyor. Köşke telefon ediyorlar. Atatürk’ün emir verdiğini neden sonra öğrenip, ancak saat 23:00′te fasıl başlatıyorlar. Böylece, klâsik Türk musikisi üzerine konulan yasak, kısa bir aradan sonra tamamen kaldırılmış oluyor.