Tıraştan tıraşa fark var!

Mevzumuz Gillette Fusion Power Phenom’la tıraş olurken aklımızdan geçenler. Bir insan tıraş olurken ne düşünür? Ne kadar yakışıklı olduğu, dersler, kızlar, memleket meseleleri, geçim sıkıntısı, kullandığı tıraş bıçağının özellikleri… Hangisi?

Önce şimdiye dek tıraş olurken neler düşünmüşüm onu hatırlamaya çalıştım. Kayıtlar lazım olmaz diye biraz derinlere atılmıştı ancak pek azını çıkarabildim. Düşündüğüm sabit bir konu yoktu. Genelde tıraş faslını hemen bitirmek istiyorum ve en çok yüzüm ile ayrıntılar takılıyorum. Sadece tıraş bıçağını değiştirdiğimde ilk birkaç deneyimimde tıraş bıçağı hakkında düşünce balonları çıkıyor kafamda. Onda da “Hatice’ye değil Neticeye bakıyorum.” İyi mi kötü mü? Bundan sonra bu bıçağı almaya devam edeyim mi yoksa verdiğim paraya mı yanayım?

Phenom deneyimde de nispeten öyle oldu. Nispeten diyorum ilgili bir yazı yazacaktım. Ayrıca elinizde titreyerek ben buradayım diye bağıran bir şey var. O yüzden kafamda canlanan düşünce balonlarını bu yazıya taşırdım.

Phenom’la ilk deneyimimde ne “Esnek Koruma bandı” ne kayganlaştırıcılı bandı ne de 5 bıçak teknolojisi gibi detaylarla takıldım. Zaten o yönden kafaya takmayı gerektiren bir problem yoktu. Ben en çok arkadaki tek bıçağı sevdim. Çünkü özellikle burun altını alırken insanı şekilden şekilde girmekten kurtarıyor. Favorileri de tam istediğiniz noktadan alıyorsunuz. Bende yok ama top sakal ve bıyık şekillendirmelerinde de çok işe yarayacağı açık. Sanki tıraş bıçağının yanında bir de ustura vermişler. Bundan Mach3’e de taksalar güzel olur.

Bir de en sevdiğim kısmı bıçakları temizlemek için sadece su kullanmanın yeterli olması. Tıraş olurken en sinirlendiğim nokta burası. Bazı tıraş bıçaklarında vurmak bile yetmeyebiliyor. Sırf bu yüzden birkaç tane tıraş bıçağını temizlerken kırdığım olmuştur. Bu arada Jel mi yoksa Köpük mü derseniz Jel derim.

İnsana sanki makine ile tıraş oluyor hissi veren titreşim özelliğini de unutmamak lazım. Daha rahat ve iyi bir tıraş sağlıyor. Pil bittikçe titreşimde azalır demeyin çünkü tıraş bıçağına yerleştirilen çiple pil bitene kadar en iyi performans vermesini sağlamışlar. Pil zayıflayınca size haber veren bir göstergede var. Böyle giderse birkaç yıl sonra kutunun içine yeni özellikler için gerekli olacağından bir de Usb kablosu koyarlar herhalde. Ya da bluetooth la işi çözerler. :)

Titreşimli bıçağınız olmasa da sizde az çok nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilirsiniz. Nasıl mı? Cep telefonunuzu tıraş bıçağına bağlayıp titreşimini açın. –Benim eski telefonla (C55) güzel olurdu bu. Çünkü onda değişik titreşim modları vardı. Gillette bir sonraki ürününde farklı titreşim modları olan bir makine daha yapar adı da “Ultra Phenom” olur.– Bir de yanında telefondan güzel bir müzik açarsınız. Yalnız müziğe kendinizi kaptırıp yüzünüzü kesmeyin.  Tabi ki şaka yapıyorum ve bu yöntemle titreşimli bir tıraş bıçağına sahip olacağınız garanti ediyorum ancak iyi bir tıraş sağlayacağını sanmıyorum.

Phenom üzerine daha fazla bir şeyler söylemeye gerek yok. Neticeye bakarsak Ürün iyimi? İyi. Bundan sonra kullanır mıyım? Evet. Zaten ürünün kaliteli olduğunu Gillette’nin blogculara yönelik böyle bir kampanya yapmasından belli. Demek ki ürüne o kadar güveniyorlar. Sonuçta dünya kadar parayı reklamlara harcayan bir firma, internette toplamda ayda milyonlarca kişiye ulaşan bu 150 blogcunun ürün hakkında olumsuz eleştiri yapma ihtimaline karşı niye riske girsin ki?

Tıraş bıçağı dediğin insanın kafasına takacağı bir ayrıntı olmamalıdır zaten. Sadece markete gittiğinde neyi alacağını bilse yeter.

Benim tıraş konusunda en çok kafama takılan ilk insanların nasıl tıraş olduğudur. Yeri de gelmişken biraz araştırdım. Kabuklar, köpekbalığı dişleri, keskinleştirilmiş çakmaktaşları gibi aletlerle tıraş oluyorlarmış. Bunlarla tıraş olduğumu düşünmek bile istemiyorum.

Filmlerde, taş devrinden yaşayanların bazılarına, Kızılderili’lerin pek çoğuna balta girmemiş ormanlardan yaşayanlara bile baksanız sinekkaydı tıraş olduklarını görürsünüz. Hep merak etmişimdir gerçektende öyle midirler diye. Tarihi resimlere bakarsanız gerçektende pek çokları öyleler.

Herhalde o devirlerde herkes kendi traş bıçağını üretmiyordu. Bunları üretip satan kişiler vardır muhakkak. Acaba farklı satıcılar birbiri ile rekabet ederken ürünlerini nasıl övüyorlardı. Nasıl bir reklam yapıyorlardı ürünleri için. Bunları düşünürken aklıma aslı başka olan yandaki karikatürle biraz oynamak geldi.

Bir kafama takılan bir noktada; bazı filmlerde nasıl oluyor da ıssız adaya düşen bir adam 2-3 gün boyunca sinekkaydı tıraş olmuş gibi durabiliyor? Sonuçta adama sormadılar Issız adaya düşersen yanına alacağın üç şey nedir diye! Sorsalardı bile adamın aklına tıraş bıçağı istemek gelir miydi? Ara sıra bana da sorulmuştur. Bende hep adadan kurtulabilmek için gerekli olabilecek şeyleri söylerim. Size sorsalar ıssız adaya düşerseniz yanınıza almak isteyeceğiniz üç şey ne olurdu diye? Tıraş bıçağı demek aklınıza gelir miydi? İsteseniz bile hangi tıraş bıçağı olsun isterdiniz?

Neyse sonuçta erkek tarih öncesi devirlerden beridir tıraş oluyor. Hele dış görünümü büyük önemi olduğu günümüzde tıraş olmak daha bir önem kazanıyor. Şimdilerde onlarca marka ve yüzlerce model tıraş bıçakları ve makineleri mevcut. Eminim hepsiyle de sakalınızı kesebilirsiniz. Ama tıraştan tıraşa çok fark var. Farkı farkederseniz, farkınızla farkedilen birisi yani fenomen olabilirsiniz.

Benzer Yazılar