Türk bloglarına neler oluyor [mim]

Yeni bir mim dalgasından gazanya‘nın vesilesi ile bende nasiplenmiş bulunuyorum. Mim’i başlatan Teknolojiherşeyim Türk bloglarındaki durgunluklar hakkında bir kaç soruyu cevaplamamızı istenmiş.

1- Sizce son dönemde Türk bloglarındaki durgunluk fark edilir düzeyde mi?

2- Cevabınız evet ise, sizce bu durumun nedenleri neler?

3- Bu durgunluğu gidermek ve üretilen içeriğin kalitesini yükseltmek için Türk blog yazarları olarak neler yapmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz?

4- Eklemek istedikleriniz.

5- MiM’i en az 3 arkadaşınıza paslamanızı rica ediyorum.

Daha yeni sınavlardan kurtuldum diyorken yine sorularla karşılaşıyorum. Hadi cevaplayalım.

1- Son dönem demek yerine “dönemsel durgunluklar” olarak düşünmek daha doğru olur. Çünkü bu durgunluklar özellikle son dönemlerde yaşanıyor değil. Ara ara Türkçe içerik paylaşımında bulunan  blog yazarları bu durgunluk dönemlerine giriyorlar. Son dönemdeki durgunluk evet farkedilir bir düzeyde. En azından RSS listeme bana bir durgunluk dönemine girildi mesajını veriyor. Bu en çok özgün içerik paylaşımına önem veren bloglarda hissediliyor.

2- Bunun en büyük nedeni Türkçe içerik paylaşımında bulunan blog yazarlarının büyük çoğunluğunun öğrenci olmasıdır. Blog yazmak vakit isteyen bir iş olduğu için sınav dönemlerinde zaman yönünden darlık nedeniyle blog yazarları yeterince içerik üretemiyor.

Blog yazarlarının diğer büyük çoğunluğunu, bilişim sektörlerinde çalışan yahut teknolojiye ilgi duyan ve düşüncelerini paylaşacak, tartışacak mekan arayan gençeler oluşturuyor.  Bu kişilerde işlerindeki dönemsel yoğunluklar yüzünden zaman sıkıntısına düştüklerinden blogları ile pek ilgilenemiyorlar.

Bayram tatillerinde ve yaz dönemlerinde kısmi olarak durgunluklar yaşanmasının yanında bir blogcu hastalığı nedeniyle de durgunluklar yaşanabiliniyor. Hastalığın adı “Ne yapıyorum ben!?” Zaman zaman pek çok blogcu bu hastalığa yakalanıyor. Hastalığın en büyük belirtisi blogcunun ne için yazıyorum bunları, niye bu işlerle uğraşıyorum gibi düşüncelere dalmasıdır. Hatta daha önce yazdıklarından dolayı ufak bir pişmanlık duyanlara da sık rastlanır. Hastalarda yazı yazma konusunda büyük bir isteksizlik görülür. Bu hastalıktan doktara gidilirse 7 günde, gidilmezse bir haftada kurtulmak mümkündür.

3- Bu durgunları gidermek adına neler yapabiliriz açıkçası pek bilemiyorum. Ancak sınav öncelerinde bir miktar yazı stoğu yapabilir ve böylece takipçilerimizle aramızın soğumasını engellemiş oluruz diye düşünüyorum.

Paylaşılan içeriklerin kalitesini artırmak adına onlara gereken değeri vermemiz gerekiyor. Emek sarf edilmiş bu yazıları yorumsuz bırakmamalı yorumlarımızla o yazıların zengileşmesinde katkımız olmalıdır. Ayrıca yaptığımız yorumlar takip ettiğimiz yazarın blogcu hastalığına yakalanma riskini azaltır.

Eğer blir blog yazarının yazsından ilham alarak yeni bir şeyler yazmışsak, yazımıza ilgi duyup okuyan insanları ilgili yazıya yönlendirmeliyiz.

4- Bana  mimi paslayan gazanya’nın dediği gibi blogculuk olayında arz-talep meselesi de önemlidir. Yakın akraba ve arkadaşlarım yönümden yazdıklarıma ilgi duyan, anlayan kişiler bakımından fakirlik çekiyorum. Oğlum senin sitende işe yarar bir şey yokki. Yazsana iddia ve at yarışları ile alakalı şeyler diyenlerde var, Senin sitenin neresi güzel deyip sağa sola uçuşan böcükler, çiçekler  olan bir site olsa daha güzel olur diyende.

Bu konuda talep ve teşvikler ne kadar çok olursa kaliteli içierik paylaşım sayısı o oranda artar.

Bende bu mimi Müsaitlerse HussolojiSertalpbilal ve Karbonizma ya paslıyorum.